16 Ocak 2011 Pazar

Chuck Norris Gerçekleri

Muhtemelen biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var. Son yıllarda İngilizce konuşulan ülkelerde (özellikle Amerika'da) bir Chuck Norris şakaları furyası sürüp gidiyor. Bilirsiniz aslında Chuck Norris Amerika'nın Cüneyt Arkın'ı gibidir, hiç bir filmde yenilmez, hep yener, muazzamdır, muhteşemdir :)

Son yıllarda yüzlerce belki de binlerce Chuck Norris şakası ortaya çıkmıştır ve bir fenomen olmuş durumda. İngilizce bilenler orijinallerini zaten okumuş olabilir ama burada bazı şakalarının Türkçe versiyonları var. Gerçi bütün şakaları Türkçeye çevirmek pek mümkün değil çünkü bir çoğu İngilizce kelime oyunları içeriyor.

Bizdeki Nuri Alço fenomeni gibi bir fenomen olarak düşünebilirsiniz. O kadar ki Google bile bu oyuna katılmış. Google ana sayfada "Find Chuck Norris" yazıp Kendimi şanslı hissediyorum'a tıklarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. İngilizceniz zayıfsa bu sayfanın en sonunda bir tercümesi var :)

İyi eğlenceler.


  • Chuck Norris bir gün dolu bir tabancayla rus ruleti oynamış ve kazanmış
  • Chuck Norris Dövüş Kulübü hakkında konuşabilirmiş
  • Chuck Norris pi sayısının son hanesini bilyormuş
  • Chuck Norris 1000 tane şınav çekebilirmiş..... Hem de kollarını kullanmadan
  • Chuck Norris döner bir kapıyı çarpabilirmiş
  • Öcüler gece yatmadan önce Chuck Norris var mı diye yataklarının altına bakarlarmış
  • Chuck Norris kitap okumaz, onlara dik dik bakar ve istediği bilgiyi alır
  • Dış uzay, Chuck Norris ile aynı gezegende olmaktan korktuğu için varmış
  • Chuck Norris o kadar hızlıymış ki dünyanın etrafında koşup kendi ensesine tokat atabilirmiş
  • Royal Flush'ı yenebilen tek el Chuck Norris'in eliymiş
  • Sovyetler Birliği Chuck Norris'in Delta Force adlı filmini seyrettikten sonra dağılmaya karar vermiş
  • Chuck Norris bir keresinde Rubik küpü yutmuş, küp dışarı çıktığında çözülmüş haldeymiş
  • Chuck Norris yanlış numara çevirmez sadece bazı insanlar yanlış telefonu açar
  • Chuck Norris'in Tweeter'a ihtiyacı yokmuş zira O sizi zaten takip ediyor
  • Chuck Norris soğanları ağlatabilirmiş
  • Ölüm bir keresinde yakın Chuck Norris tehlikesi atlatmış
  • Aslında 24 dizisinin baş rolünde Chuck Norris varmış ama bütün teröristleri 12 dakika 37 saniyede öldürüp dünyayı kurtardığı için yapımcılar başka birini bulmuşlar
  • Chuck Norris'in takvimi 31 Marttan direkt olarak 2 Nisana geçiyormuş. Kimse Chuck Norris'le dalga geçemez
  • Bazılarının sol testisi, sağ testisinden büyüktür.Chuck Norris'in ise, iki testisi de birbirinden büyüktür. 
  • Chuck Norris asla kalp rahatsızlıkları geçirmez. Çünkü kalbi onu rahatsız edecek kadar aptal değil. 
  • Sakın Chuck Norris'in yakınlarındayken 'kimse mükemmel değildir' sözünü söylemeyin, çünkü o bunu kişisel hakaret olarak algılar. 
  • Chuck Norris hayatında sadece bir seferliğine dublör kullandı. Çünkü o sahnede ağlaması gerekiyordu. 
  • Eğer Scrabble'da Chuck Norris yazabilirseniz hayatınız boyunca hükmen galip sayılırsınız
  • Chuck Norris bir seferinde rakibine tur bindirmiş..... Hem de bir drag yarışında
  • Chuck Norris canlı yayını ileri sarabilirmiş
  • Chuck Norris taş atmadan iki kuş vurabilirmiş
  • Chuck Norris kurbanlarının gözlerini yuvalarından söktükten sonra onlara gözlerini gösterebilirmiş
  • Chuck Norris MC Hummer'a dokunabilirmiş
  • Chuck Norris işaret dilini duyabilir. 
  • Bir keresinde Chuck Norris'i çok zehirli bir yılan sokmuş..... bir hafta sonra yılan büyük acılar içinde ölmüş
  • Chuck Norris'in sakalını kesmesine gerek yoktur, çünkü sakalı onu rahatsız edecek kadar salak değil. Mükemmel uzunluğa gelir ve uzaması durur
  • Chuck Norris'le Superman günün birinde kavga etmişler. İddiaya göre kaybeden külotunu pantolonunun üstüne giyecekmiş
  • Chuck Norris günün birinde merdivenin altındaki kara kedinin sırtındaki aynayı kırmış ve bugün 13. Cumaymış ve işte o gün büyük ikramiye O'na çıkmış.
  • Chuck Norris Bip sesinden önce mesaj bırakabilir
  • Chuck Norris Facebook'a porno fotoğraf yükleyebilir
  • Çinlilerin Moğol istilasından korunmak için iki fikri varmış. Ama Chuck Norris kimse için çalışmayacağından Çin Seddi'ni yapmak zorunda kalmışlar
  • Darth Vader ile Batman arasında kavga çıksa kazanan Chuck Norris olur
  • Chuck Norris sonsuza kadar saymış..... hem de iki kere
  • Chuck Norris günün birinde arkadaşları içinde dansöz olduğunu söyleyemeden pastayı bitirmiş
  • Chuck Norris bir kuşla iki taç öldürebilir
  • Chuck Norris suya düştüğünde ıslanmaz su Chuck Norrislenir
  • Heimlich manevrası, refleks sonucu tekmelediği bir arkadaşının boğazına kaçan metal çizme ucunu çıkarmak isteyen chuck norris tarafından icat edilmiştir
  • Chuck Norris saat takmaz saatin kaç olduğuna karar verir
  • Chuck Norris .exe dosyaları e-mail ile gönderebilir
  • Chuck Norris Büyük Birader'i gözetliyormuş
  • Chuck Norris Nemo'yu bulmuş
  • Chuck Norris Matrix'a yönetici şifresi ile girmiş
  • Chuck Norris'in gözyaşları kanseri iyileştiriyormuş ne yazık ki Chuck Norris hiç ağlamaz
  • Chuck Norris uyumaz sadece bekler
  • Chuck Norris'i görebiliyorsan O'da seni görebilir. Göremiyorsan ölümden sadece 2 saniye uzaktasın
  • Aslında sakat insanlar yokmuş, sadece Chuck Norris ile karşılaşan bazı insanlar varmış
  • Chuck Norris hiç bir arsaya sahip olmadan Monopol'de kazanabilir
  • Evrim Teorisi diye bir şey aslında yok. Sadece Chuck Norris'in yaşamasına izin verdiği canlılar vardır
  • Kanseri Chuck Norris icat etmiş, çünkü insan öldürmekten bıkmış
  • Standart bir oturma odasında Chuck Norris'in sizi öldürmek için kullanabileceği 1.242 adet obje bulunmaktadır ki bu sayıya odanın kendisi dahil değil
  • Bir duvarla tenis oynayıp yenebilecek tek insan Chuck Norris'tir
  • Chuck Norris kan vermeye gittiğinde şırınga değil bir tabanca ve bir kova istermiş
  • Chuck Norris bir büyüteçle karıncaları yakabilir.... hem de geceleyin
  • Apple dinlediği her şarkı için Chuck Norris'a 99 cent veriyormuş
  • Chuck Norris dirseğini yalayabilir... Hem de aynı anda ikisini birden
  • Bigfoot Chuck Norris'in fotoğrafını çekermiş
  • Chuck Norris günün birinde bir bıçağı bir insanla bıçaklamış
  • Chuck Norris bütün Star Wars filmlerinde oynamış..... Güç olarak
  • Tepegözü iki gözünün ortasından yumruklayabilecek tek kişi Chuck Norris'miş
  • Chuck Norris iki buz kübünü birbirine sürterek ateş yakabilir
  • Chuck Norris kablosuz bir telefonla sizi boğabilirmiş
  • Chuck Norris aynay baktığında hiç b,ir şey görünmezmiş. Neden? Çünkü sadece bir tane Chuck Norris olabilir
  • Chuck Norris sessizdeyken telefonun çaldığını duyabilir
  • Bir erkeğin kalbine giden en kısa yol Chuck Norris'in yumruklarıymış
  • Chuck Norris aslında 20 yıl önce ölmüş ama ölümün bunu Chuck Norris'e söyleyecek cesareti yokmuş
  • Bazı sihirbazlar su üstünde yürüyebilir ama Chuck Norris karada yüzebilirmiş
Google'da "Find Chuck Norris" (Chuck Norris'i bul) yazıp Kendimi şanslı hissediyorum derseniz şöyle bir hata mesajıyla karşılaşıyorsunuz:

"Google won't search for Chuck Norris because it knows you don't find Chuck Norris, he finds you."

"Google Chuck Norris'i aramaz çünkü bilir ki Chuck Norris'i buylamazsınız O sizi bulur"

10 Ocak 2011 Pazartesi

Evrimin vücudunuzdaki artıkları

Eğer evrim teorisine inanmıyorsanız bu yazı size göre değil ve vücudunuzda işe yaramayan uzuvlarınızın neden orada olduğunu düşünüp durmaya devam edebilirsiniz. Neden 20 yaş dişleriniz ağzınıza sığmıyor veya bir apandiste neden ihtiyacınız var hiç merak etmediniz mi?

İşte size evrimin insanda bıraktığı 5 artık.



5 - Tüylerin diken diken olması
Bir koridordasınız, koridor loş, sağda solda bir sürü kapı var ama hepsi kapalı, bütün duvarların  boyaları dökülmüş. Tam arkanızda küçük bir kız çocuğu simsiyah, ruhsuz gözlerle tam ensenize bakıyor ve arkaya dönüp ona bakmanızı bekliyor.


Ensenizde bir karıncalanma hissettiniz mi? Hatta kollarınızda ve bacaklarınızda da hissetmiş olabilirsiniz ve tüyleriniz diken diken olmuş olabilir. Genellikle korktuğunuzda ve üşüdüğünüzde tüyleriniz diken diken olur. Ama seksüel olarak uyarıldığınızda, bir şeyden çok çok etkilendiğinizde veya muhteşem bir müzik parçası dinlediğinizde de tüyleriniz diken diken olur.

Peki ama neden?

Korkmuş veya sinirlenmiş bir hayvanın tüylerinin diken diken olmasını görmüşsünüzdür. İşte bizdeki ile aynı sistem onlarda da çalışıyor. Kıl köklerindeki minik kasların kasılması ile kıllar dikleşir ve deride minik tepecikler oluşur. Şu anda buna ihtiyacımız yok ama atalarımızın feci şekilde ihtiyaçları vardı.

Hayvanların tüylerinin dikilmesinin iki ana sebebi vardır. Birincisi bir tehlike karşısında kendini büyük göstermek için ki bazı durumlarda kendisini kurtarmasına yeterlidir. İkincisi ise vücutlarını sıcak tutmak içindir; tüyler dikilip deri kabararak arada bir hava katmanı saklanır ve bu hava katmanı bir yalıtkan görevi görür. Günümüzde de tüylü bütün memelilerde görülen bir tepkidir. Atalarımızın da bizlerde çok daha tüylü olduğunu düşündüğünüzde bir zamanlar çok işimize yaramış olsa gerek.

Ancak şu anda bu işlevin işe yaramasına yetecek kadar çok tüyümüz olmadığı için  bu durum artık bizim için bir avantaj teşkil etmiyor. Sadece karşımızdakinin korktuğunu, üşüdüğünü veya uyarıldığınız anlayabiliyoruz.



4 - Tiz seslerden kaçınmak
Bir kara tahtaya tırnaklarınızı sürttüğünüzde ortaya çıkan cırtlak, iğrenç sesi bilirsiniz değil mi? Evet evet bilirsiniz :) Hatta bu cümleyi okuyunca bile omuriliğinizde bir sızlama hissettiniz. Ama yine de bir sesin ne kadar acı verici olabileceğini hatırlamak isteyenler buraya tıklayabilir.

Bu ses neden vücudunuzun fiziken tepki vermesini gerektirecek kadar iğrençtir? Neden saçlarınızı yolma veya kulaklarınıza bir şeyler tıkıştırma hissi doğurur? Geçmiş yıllarda yapılan bir araştırmada araştırmacılar iğrenç sesleri araştırmışlar ve karatahtaya sürülen tırnaklar ilk sırayı almış. Aynı şekilde straforların birbirine sürtünmesi, kapı gıcırtısı ve dişçilerin kullandığı o iğrenç aletin sesi de aynı şekilde ilk sıralardaymış. Bütün bunlar ileri seviyede tiz sesler.


Peki ama neden?

Kesin olarak bilmemiz hiç bir zaman mümkün olmayabilir ama araştırmacıların bulduğuna göre bu sesin frekansı makak maymunlarının tehlike anında attıkları çığlıkla aynı frekansta. İlk insanlarda grubun erken uyarı sistemleri geliştirmiş olması çok olası. Sonuç olarak "Haşmet abi arkanda ayı var!" şeklinde uyarı yapabilecek dilleri olmadığına göre bir takım sesler ile uyarıların yapılıyor olması kuvvetle muhtemel. Tehlike anında ise bu tip tiz ve yüksek frekanslı seslerin çıkarılıyor olması bizlerin hala bu tip seslere hassas oluyor olmamızı açıklayabilir. Evrim sadece bu sese hassas olanların yaşamasına izin vermiş hassas olmayanlar zaten ölmüş gitmiş olduklarından hepimiz halen daha bu seslere hassasız.

3 - Üçüncü göz kapağınız



Evet, yanlış okumadınız üçüncü bir göz kapağınız var, veya ondan arta kalanlar demek daha doğru. Gözünüzün burnunuza yakın köşesindeki pembe bölgeye iyice bir bakın bakalım.

Bu bölüm göz kırpan zar olarak adlandırılabilir ve yarı saydam bir göz kapağıdır. Genellikle kuşlarda, sürüngenlerde, amfibiyenlerde, balıklarda ve bazı memelilerde bulunur. Gözü korumak veya nemlendirmek için  ilginç bir şekilde yandan açılıp kapanır.

Peki ama neden?

Köpekbalıkları bunu avlanırken avlarının saldırılarından gözlerini korumak için kullanır, diğer su canlıları gözlerine giren yabancı maddeleri temizlemek için. Kuşların çoğu yavrularını beslerken yavrularının gözlerine zarar vermesini önlemek için. Ayrıca bir şahin 250-300 kilometrelik av dalışlarında havadaki yabancı maddelerin gözüne o hızda zarar vermemesi için kullanır. Aynı arabaların ön camlarının olması gibi bir şey. Kedi ve köpeklerde yarım yamalak da olsa bunu görebilirsiniz, genellikle uyurken ortaya çıkar.

İnsanlara gelince, bu zardan geri kalanları kullanmanız mümkün değil çünkü bunu harekete geçirecek kaslar zaman içinde neredeyse yok olmuşlar. Bir zamanlar atalarımızın çok işine yaradığı kesin ama bundan bir kaç bin yıl sonraki insanlarda böyle bir şeyin kalıntısının bile olmama ihtimali da çok yüksek.


2 - Kulak kasları (Neden bazı insanlar kulaklarını oynatabilir)
Siz kulaklarınızı oynatabiliyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise insanlığın %85'inde olmayan bir yeteneğiniz var demektir. Aynı zamanda evrimin biraz gerisinde kalmışsınız anlamına da gelebilir (şaka :) şaka!)

Kulaklarınızı oynatmanızı sağlayan kasların (auriculares) okulda arkadaşlarınızı eğlendirmenin dışında size pek bir faydası olmaz. Ama eskiden durum böyle değildi, bu kaslar atalarımızın çok işine yaramıştır.

Peki ama neden?
Bazı memeliler, bildiğiniz gibi, kulaklarını değişik yönlere döndürebilir ve etraftaki ses kaynaklarının tam olarak yerlerini belirleyebilirler. Bu özellikle, yere yakın, etrafı iyi göremeyen küçük hayvanların çok işine yarar ayrıca kafanızı şöminenin üstüne asmaya heves etmiş birilerinden kaçmanıza da yardımcı olacaktır.

İlk atalarımız muhtemelen kulaklarını çeşitli yönlere döndürebiliyorlardı ancak grup halinde yaşamak yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı özelliklerimizi yok etmiş. Kulak oynatma da bunlardan birisi.



1 - 20 yaş dişi ve apandisit
Eğer halen daha 20 yaş dişiniz ve/veya apandisitiniz duruyorsa muhtemelen ileride bir zamanda bunlardan birinden dolayı bir operasyon geçireceksiniz. Çünkü hiç bir işe yaramayan bu organların zaman zaman iltihaplanıp başınıza bela olmak gibi bir huyları var.

Peki ama neden?

Öyle görünüyor ki bu iki organ atalarımızın daha çok otçul olduğu zamanlardan bize miras kalmış. Otçul atalarımızın alt çeneleri çok daha genişmiş ve 20 yaş dişi bu geniş çenede yer bulabiliyormuş. Ancak etoburluğa başlamamızla beraber çene yapımız küçülmeye başlamış ama nedense bu 20 yaş dişleri inat edip bu küçük çenede çıkmaya devam etmeye çalışıyorlar.

Apandisite gelince; bunun kalın bağırsağın daha büyük bir uzantısı olduğu teorisi anlamlı. Etobur olduğumuz dönemlerde alınan onca selülozun sindirilmesi için bu organın kullanıldığı düşünülüyor ama yine de kimse emin değil. Çünkü hiç kimse bu işe yaramaz solucan boyutundaki et parçasının ne olduğunu araştırmak zahmetine katlanmıyor.




6 Ocak 2011 Perşembe

Tüm zamanların en iyi 10 savaş filmi

Şimdiye kadar yapılmış en iyi 10 savaş filmi. Tabii bu liste tamamen benim subjektif listemdir. Gişe başarısı, konusunun gerçekle ilgisinin olup olmaması ve benzeri objektif unsurların sıralamada en ufak bir etkisi yoktur :)

Savaş filmlerini seviyorsanız ve bu listede seyretmediğiniz bir film varsa mutlaka gidip ne yapıp edip seyredin. Zira bunlardan birisi eksik ise savaş filmi kültürünüz eksik kalmıştır.

10 - Platoon (Müfreze)
Liste Oliver Stone'un çektiği Platoon ile başlıyor. Bu filmle beraber aktörlerin film çekimi öncesi askeri eğitim almaları ve sert bir asker gibi davranmaları modası başladı. Bu filme çekilen Vietnam filmleri içinde o dönemi en gerçekçi yansıtan filmlerden birisidir. Gerek savaş sahneleri gerekse de konuşmalar ve ortam neredeyse belgesel tadındadır.
Platoon


9 - Braveheart (Cesur Yürek)
Platoon kadar aklınızı provoke etmese de Braveheart muazzam bir sinema klasiğidir. Bir dönemi anlatan en iyi filmlerden birisi olarak dahi adlandırabiliriz. Mel Gibson'u sevebilirsiniz veya sevmeyebilirsiniz ama çok iyi bir yönetmen olduğunu kabul etmelisiniz.

Braveheart
8 - Tora! Tora! Tora!
1970'li yıllarda Japon-Amerikan ortak yapımı olarak çekilen bu savaş filmi çok az filmin ulaşabildiği gerçekliğe ulaşabilmiştir. Çünkü bu filmi oluşturan röportajlar özenle yapılmış ve bir kitap haline getirilmiştir. Daha sonra bu kitap senaryolaştırılmış ve film olarak çekilmiştir. Yani gerçek hikayelerden ve gerçek kahramanlardan ortaya çıkarılan bir filmdir.
Tora! Tora! Tora!
7 - Full Metal Jacket
Bu film -böyle bir şey varsa- tam bir gerçek erkek filmidir. Eğitim Çavuşu Hartman, eğitim sahneleri, savaş sahneleri ve "me love you long time" gibi replikler uzun süre akılda kalır. İnsana "işte askerlik ve savaş böyle bir şey" dedirten filmlerdendir. Zaten usta Stanley Kubrick'ten de başka bir şey beklenmezdi.

6 - Inglorious Basterds (Soysuzlar Çetesi)
Aslında bu filmi listeye alıp almama konusunda çok düşündüm. Sonuçta almaya karar verdim çünkü seyrettiğim zaman hoşuma gitmişti ve güzel bir savaş filmi. Her ne kadar biraz fantastik de olsa Tarantino Abi'nin işidir deyip fazla kurcalamıyoruz
Inglorious Basterds
5 - The Bridge Over the River Kwai (Kwai Köprüsü)
Neredeyse 55 yıllık bir film olmasına rağmen savaş filmleri içinde bir ikon haline gelmiştir. Şu anda bile rahatlıkla seyredebileceğiniz hafiften bilgi de veren bir filmdir.
The Bridge Over the River Kwai
4 - Das Boot
Masum insanları ve bebekleri öldüren acımasız U-Boat kaptanı imajı bu filmle beraber yok edildi. Bir denizaltındaki sıkıcı, basıcı havayı ve 2. dünya savaşının deniz savaşını güzel bir şekilde perdeye taşıyor.

Das Boot
3- Lawrence of Arabia (Arabistanlı Lawrence)
Bizim tarihimizle de ilgili olan bu film çok uzun olmasına rağmen o dönemi çok güzel bir şekilde yakalamıştır ve Arabistanlı Lawrence adlı ünlü İngiliz karakterini başarılı bir şekilde anlatmıştır.
Lawrence of Arabia
2- Apocalypse Now (Kıyamet)
İşte Francis Ford Coppola'dan alışık olmadığınız bir savaş filmi. Bütün film karanlık bir havada ve insanı rahatsız eden bir şekilde gelişiyor. Martin Sheen ve Marlon Brando döktürmüşler. Özellikle helikopter sahneleri bir harika.
Apocalypse Now
1- Saving Private Ryan (Er Ryan'ı Kurtarmak)
Bu filmi sinemada ilk seyrettiğim günü hatırlıyorum da nasıl şok olduğumu anlatmam mümkün değil. İlk 20 dakika boyunca koltuğun kolunu sıkmışım ve elim acıyınca bunu farkettim. O ana kadar bu denli gerçekçi bir savaş filmi seyretmemiştim (zaten hiç olmamıştı). Bütün savaş filmlerinin ağa babasıdır bence bu film. Gerçekçi savaş sahneleri, altında yatan felsefi düşünce ve hiç görmediğiniz, düşünmediğiniz savaş vahşeti yüzünüze çarpıyor.
Saving Private Ryan

5 Ocak 2011 Çarşamba

Şu anda olan 35 muazzam olay

Şu anda dünyada bir yerlerde muazzam olaylar oluyor. Bilsek de bilmesek de, görsek te görmesek te olanlar oluyor. İşte şu anda olan olaylardan 35 tanesi:

Şu anda;
  1. Bir asker siz savaşmayasınız diye bir yerlerde savaşıyor
  2. Geçen yıl bir kazada ciddi yaralanan biri sonunda ayağa kalkabildi ve yürüyor
  3. Küçük bir grup insan ileride çok işinize yarayacak bir şeyleri yapabilmek için uğraşıyor
  4. Dünyada bir yerlerde gökyüzünde çift gökkuşağı görülüyor
  5. İleride müzik listelerini alt üst edecek geleceğin starı şu anda kendi kendine şarkı söylüyor
  6. Hayata bakışınızı değiştirecek bir kitap birisi tarafından yazılıyor
  7. Birisi arkadaşını intihardan vaz geçirmeye uğraşıyor
  8. Birisi sizin düşündüğünüzü düşünüyor
  9. Yakınlarınızda bir yerde iki kişi birbirine aşık oluyor
  10. Bir yerlerde birileri muhteşem bir gün batımı manzarasını seyrediyor, aynı anda başka birileri sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor
  11. Değişik dinlere inanan bir çok insan ibadet yerlerinde (cami, kilise, sinagog, manastır...) kendileri için veya dünya barışı için dua ediyor
  12. Birisi bir yıldır zorlu bir rejimin sonunda terazinin üzerinde gülümsüyor
  13. Yüzlerce belki de binlerce hoş çift 50. yıldönümlerini kutluyor
  14. Küçük bir kız çocuğu düşmeden ilk adımlarını atıyor
  15. İki samimi arkadaş gözlerinden yaşlar gelene kadar gülüyorlar; öyle gülüyorlar ki sesleri bile kesilmiş
  16. İleride dünya lideri olacak birisi şu anda ilkokulda, sınıfında ders dinliyor
  17. Birisi affedilemeyecek bir şeyi affediyor
  18. Sizin şu andaki konumunuza gelebilmek için bir çocuk kendini yırtarcasına çalışıyor
  19. Bir itfaiyeci yanan bir binadan tamamen yabancı birini kurtarıyor
  20. Birisi arkadaşınız olmak istiyor
  21. Genç bir anne hastane yatağında yeni doğan bebeğini ilk defa kucağına alıyor
  22. Birisi duş alıyor ve avaz avaz şarkı söylüyor
  23. Dışarıda bir yerlerde birisi sizinle paylaştığı bir anısı aklına geldiği için gülümsüyor
  24. Bir alkolik tam 1 yıldır alkol almamanın mutluluğunu yaşıyor
  25. Bir atlet kendi rekorunu kırdı
  26. 2 genç hayatlarının ilk öpücüğünü birbirleri ile yaşadılar
  27. 5 yıl öncesine kadar kredi borcu içinde yüzen bir karı koca şu anda sıfır borçlu olmanın mutluluğunu yaşıyor
  28. Birisi bir arkadaşına sarılıyor
  29. Yeni iş kuran biri ilk defa kimseden maaş almadan kendi kendine para kazanıyor
  30. Bir büyükbaba torunun elini tutuyor ve gülümsüyor
  31. Arkadaşlar bir masada oturmuşlar ve eski güzel günleri yad ediyorlar
  32. Göğüs kanseri olan biri kanserin tamamen iyileşmiş olduğunu öğreniyor
  33. Sağasağlam bir adam karaciğer kanseri olduğunu öğreniyor
  34. Birileri sizi özlüyor
  35. Ameliyathanede bir doktor bir hastanın hayatını kurtarıyor

2 Ocak 2011 Pazar

Neden fermuarlarda YKK yazar?


Fermuarlarda neden YKK yazar hiç merak ettiniz mi?

Ben ettim, araştırdım ve neden olduğunu buldum.

YKK, "Yoshida Kogyo Kabushikikaisha" adlı bir Japon firmasının kısaltmasıymış. 1934 yılında Tadao Yoshida adlı bir Japon bu firmayı kurmuş Yoshida Kogyo Kabushikikaisha'nın Türkçesi Yoshida Endüstrileri Limited.

Bu firma şu anda dünyadaki en büyük fermuar üreticisi konumunda. 52 ülkede 206 fabrikada üretim yapıyorlar ve dünya pazarının %90'ını elinde bulunduruyor. Aslında sadece fermuar üretmiyorlar, fermuar üreten makinaları da üretiyorlar. Acaba fermuar üreten makinelerde kullanılan parçaları üreten fabrikaları da var mıdır merak etmiyor da değilim.

Türkiye'de de YKK METAL ve PLASTIK URUNLERI SANAYI ve TICARET A.S. adı altında bir firmaları var. web sitesi.

YKK, kurucuları Yoshida'nın "iyilik döngüsü" adını verdiği bir prensip etrafında çalışıyor. Bu prensibin ana fikri şu: "başkalarına faydası olmayan hiç kimse başarılı olamaz"

Bu prensipi göz önünde tutarak dünyadaki en iyi fermuarları üretmeye gayret etmiş ve anlaşılan başarmış. Bundan çıkan ürün ise son kullanıcı olan bizlerin çok işine yaradığı için ve hiç kimsenin bu ürünlerden bir şikayeti olmadığı için dünyadaki herkes şöyle veya böyle hayatı boyunca onlarca (belki de yüzlerce) YKK fermuar satın alıyor. İşin güzel tarafı fermuar satın aldığınızı bilmeden alıyorsunuz :)

19 Şubat 2009 Perşembe

Fotoğraflarınızla kolaj yapın, hem de ücretsiz

Küçücük, mükemmel bir program mevcut. Adı Shape Collage. Program her işletim sisteminde çalışabiliyor, isterseniz Windows, isterseniz Linux versiyonunu indirebiliyorsunuz veya isterseniz Java programını indirip hiç kurulum yapmadan direkt kullanabiliyorsunuz. Üstelik ücretsiz.

Programın yaptığı temel olarak bilgisayarınızdaki fotoğraflardan seçeceğiniz bir fotoğraf öbeğiyle istediğiniz şekilde bir kolaj oluşturmak.

Fotoğraflarınızı seçtikten sonra Create butonuna tıklarsanız kolajın oluştuğunu göreceksiniz. Sağ taraftaki ayarlarla oynayarak daha büyük, daha küçük veya daha değişik şekillerde kolajlar olşturabiliyorsunuz.

Oluşturduğunuz kolajları JPG, PNG veya PSD olarak kaydedebiliyorsunuz, işin iyi tarafı program üzerine herhangi bir işaret vs. koymuyor, yazı yazmıyor. Kısacası işe yarayabilecek küçük mükemmel bir program.

Programı indirebileceğiniz adres: http://www.vincentcheung.ca/shapecollage/

Aşağıda bu program ile yaptığım iki kolaj örneği. Kullandığım fotoğraflar kendi çektiğim bazı İstanbul fotoğrafları. (Toplam 96 fotoğraf)


Gülen surat

Karmakarışık İstanbul

15 Şubat 2009 Pazar

Google olmasa ne olurdu?

Google ortaya çıkmadan önce ne vardı, aradığımızı nasıl arar bulurduk hiç aklınıza geliyor mu? Bir zamanların efsanesi Altavista vardı, Yahoo vardı, Hotbot vardı, Lycos ve Excite vardı. Bunlar birbirleri arasında çekişir dururdu. Gerçi bunların hepsi hala var ama bir düşünün bakalım; bir şeyler aramak için Google'dan başka bir siteyi en son ne zaman kullandınız.

İnternette arama ve reklam artık neredeyse tamamen Google'ın tekeline girmiş durumda. Microsoft'un kendi sektöründeki tekel gibi olmasa da yine de bir tekel sayılır. Google öyle büyük ve vazgeçilmez oldu ki bir çok insan (özellikle internete yeni başlatan kuşak) Google'dan başka bir şey bilmiyor. Bir çok insan gireceği sitenin adresini tarayıcının adres satırına değil Google'a yazıyor, çıkan arama sonucundan gideceği siteye gidiyor. Çok ilginç ama web sitelerinin loglarına baktığımda bir çok arama kelimesinin sitenin kendi adı olduğunu görüyorum. Başta şaşırırdım ama artık şaşırmıyorum.

Zaman zaman aklıma gelir, Google olmasa ne yapardık?

Google hiç var olmasaydı işler kolaydı, yine eski yöntemlerle devam ederdik. Ama artık Google var, biz de biliyoruz ve rahatlığına alıştık. Peki ya günün birinde Google çökerse, çalışmazsa ne olur? Reklamverenler, reklam alanlar, online satış yapanlar bundan nasıl etkilenir? Bilemiyorum, bir gün çökerse hep beraber göreceğiz.

Ancaaak;

Google aksadı

31 Ocak 2009'da Türkye saati ile 23:00 civarından başlayarak 1 saat süreyle Google'da bir sorun ortaya çıktı. Bu saat süresince bütün arama sonuçlarında listelenen siteler "zararlı site" olarak gösterildi. Buna Google'ın kendi sitesi de dahildi.

Google'ın söylediğine göre bu bir insan hatasıymış. Bildiğiniz gibi Google arama sonuçlarında, virüs, truva atı ve benzeri zararlı program yüklediğinden şüphelenilen siteleri "zararlı site" olarak gösterip kullanıcıları uyarıyor.

İşin arka planı şöyle imiş; Google StopBadware.org isimli organizasyon ile bu zararlı siteler konusunda işbirliği yapıyormuş. StopBadware.org'un belirttiği siteler Google arama sonuçlarında zararlı site olarak gösteriliyormuş. Bunun için de aralarında belirli bir protokolde çalışan bir sistem oluşturmuşlar. StopBadware.org çalışanları sisteme veri yüklemesini site adı girerek yapıyorlar ancak o gün bu verileri giren elemanlardan birisi site adı yerine "/" karakteri girmiş. Bilgisayarcıların bileceği gibi bu "root" veya ana veya buna benzer anlamlara gelen genel bir kavram. Google'da "/" görünce doğal olarak bütün siteleri zararlı site kategorisine sokmuş.

Bu insan hatası 1 saat içinde düzeltildi ama yine de bu işte insan hatalarının olabileceğini ve ne kadar korunmasız olduğunu gösterdi.

Sadece iki sayfadan oluşan bir dev site

Aslında, çok basitçe bakarsanız, Google sadece iki sayfadan oluşan bir site :) Bir ana sayfası var ki basitliği açısından internette bir çığır açmıştır ve Google'dan başka herhalde hiç kimse bu kadar basit bir sayfayı yapmaya cesaret edemezdi. Bir de arama sonuç sayfası var. Yani toplam sadece 2 sayfa. Herşey bu iki sayfada olup bitiyor, internet devi sadece iki sayfayla olunabiliyor.

Tabii ki, bu iki sayfanın oluşturulmasında arka planda çalışan muazzam sistemi göz ardı edemeyiz. Binlerce mühendis ve beyin takımı bu iki sayfayı olşturmak için çalışıyor. Ama bir düşünün Google'ı Google yapan sadece iki sayfa var :)

Google olmasa ne mi olur? Bence alternatifleri mutlaka çıkar, paniğe gerek yok.

Google'ın bu kriz sırasında bloguna yazdığı notları da okumak isterseniz adresi şu: http://googleblog.blogspot.com/2009/01/this-site-may-harm-your-computer-on.html

12 Şubat 2009 Perşembe

Yahoo'nun gizli text-grafik oluşturucusu

Gizli midir, sır mıdır tam olarak bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla Yahoo bunu açık açık hiç anlatmadı. Neyse, olay şu:

Yahoo'nun bir web adresi (URL) var ve buraya gönderdiğiniz her yazı açılan sayfaya kullanabileceğiniz bir PNG dosyası olarak dönüyor.

Kendiniz denemek isterseniz aşağıdaki linke tıklayın ve görün:

http://l.yimg.com/img.sports.yahoo.com/static/bir/headline?txt=Internette Hayat

En sondaki Internette Hayat yazısını istediğiniz bir şeyle değiştirebiliyorsunuz.

Ortaya çıkan grafik her zaman 468x68 boyutlarında ve sarı-turuncu (#EFBC21) gibi bir renkte ve arka plan beyaz. Çok uzun bir şey yazarsanız da yazı boyutlarıyla oynayıp ufaltabiliyor.

İşin en güzel tarafı bunu CSS içinde kullanabilirsiniz. Örneğin aşağıdaki gibi bir kodla CSS'de direkt arkaplan olarak verebilirsiniz.

Baslik {
background: url(http://l.yimg.com/img.sports.yahoo.com/static/bir/headline?txt=Sitenizin Adı) no-repeat bottom center;
width: 490px; height: 34px;
text-indent: -9999px;
}

Tabii bu özellik Türkçe karakterleri desteklemiyor maalesef. Ama yine de bazı durumlarda kullanışlı olabilir

11 Şubat 2009 Çarşamba

Google hala lider

Nielsen Online her ay yaptığı gibi bu ay da geçen ayın arama motoru sıralamalarını yayınladı. Ocak ayında sürpriz yok; Google yine açık ara önde.

Nielsen araştırma firmasının bilgilerine göre ABD'de Ocak ayında 9.4 milyar arama yapılmış ve bu sayı geçen yıla oranla %28.5'lik bir artış anlamına geliyormuş.

İşin ilginç yanı son 1 yıllık dönemde Google'ın büyümesi arama motoru pazarının büyümesinden çok daha büyük. Google kadar çabuk ve çok büyüyen başka bir firma yok. Google Ocak ayında arama pazarının %62.8'ini eline geçirmiş durumda ve bu durum %40.8'lik bir büyümeye eş değer.

En büyük 2. arama motoru Yahoo, bu dönemde sadece %8.7 büyümüş ve arama pazarının %16.2'sini eline geçirebilmiş. Microsoft Live Search ise Yahoo'dan biraz daha fazla, %18.3 büyümüş ve arama pazarında %11.2'lik bir payı var. Bunların arkasından AOL %4 ve Ask.com %1.9 ile geliyor.

Bu durum Amerika'nın durumu. Ancak Türkiye'de de durumun çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Bu kadar kapsamlı bir araştırma Türkiye'de yapılıyor mu bilmiyorum ama bu rakamlar zannediyorum Türkiye için de AOL ve ASK.com hariç aşağı yukarı böyledir.

Firefox'un çok hafıza yemesi nasıl engellenir

Uzun zamandır Microsoft Internet Explorer yerine Firefox kullanıyorum ve oldukça da memnunum. Ancak Firefox 3.0 çıktıktan sonra bir hafıza (RAM) sızıntısı sorunu ortaya çıktı. Hafıza sızıntısını yavaşlayan bir bilgisayar olarak hayatınızda hissediyorsunuz :)

Bir süre çalışan Firefox gereğinden fazla hafıza kullanmaya başlıyor ve bilgisayar gittikçe yavaşlamaya başlıyor. Aynı anda birden fazla tab sürekli açık olursa bu durum daha da hızlı ve ölümcül oluyor. Öyle ki zaman zaman Firefox'un 700 MB hafıza kullandığını dahi gördüm.

Şimdi bir test yapacağız: Bu yazıyı yazmaya başladığımda hafıza kullanımına baktım, 90.404K olarak buraya not ediyorum. Bu arada 8 tane de tab açık olarak duruyor. Yazının sonunda hafıza kullanımını tekrar yazacağım.

Doğal olarak bu durumun neden kaynaklandığını araştırdım ve bir takım sonuçlara ulaştım.

Hatalı yazılmış Firefox eklentileri ve uzantıları.
Eğer Firefox'ta eklenti ve uzantılarınız varsa (ki mutlaka vardır) gereksiz hafıza yemediklerinden emin olmanız gerekiyor. Çünkü hafıza sızıntılarının en büyük nedenleri bunlar. Mozillazine sitesinde hatalı bütün uzantı ve eklentilerin bir listesi bulunmakta. Bazıları yeni sürüme geçirilerek güncellenebiliyor ve sorun ortadan kalkıyor ama bazılarını kullanmayı bırakmanız gerekiyor.
Site adresi: http://kb.mozillazine.org/Problematic_extensions

İndirme geçmişi
İndirme geçmişi de hafıza kullanımını artıran en büyük nedenlerden biri. Bundan kurtulmak için aşağıdaki adımlar izlenmeli:

Araçlar -> Seçenekler -> Gizlilik -> İndirdiklerimi anımsa - Bunun işaretli olmaması gerekiyor.

about:config
Firefox'ta ince ayar yapmanıza izin veren bir sayfa bulunmakta. Adres satırına "about:config" yazıp entera basarsanız özel ayar bölümüne giriyorsunuz. Ama öncelikle bilmediğiniz bir şey yapmayacağınıza dair söz veriyorsunuz :)) Çünkü herşeyi dağıtıp atabilirsiniz, cidden bilmediğiniz bir şeyi kurcalamayın.

Bu bölümde konuyla ilgili 3 ayar bulunmakta:
  1. browser.cache.memory.capacity
    Firefox (veya genel olarak tüm tarayıcılar) gezdiğiniz sayfalardaki grafik ögeleri tekrar tekrar indirmemek için hafızada saklıyorlar ve gerektiğinde kullanıyorlar. Bu bölümdeki değer ne kadar hafızanın bu iş için kullanılacağını ayarlıyor. Bu sayıyı düşürmek hafıza kullanımını düşürüyor ancak sayfaların yüklenmesi uzuyor, tersi ise tersi oluyor.

    Bu ayar default olarak kapalı geliyor değiştirmek isterseniz kendiniz eklemeniz gerekiyor. Bunun nasıl yapıldığını buraya yazmıyorum. Başka bir yazı konusu olabilir.

    Genel olarak ayarlar şu şekilde olmalı:
    Fiziksel hafıza
    Cache (KB olarak)
    32 MB 2048
    64 MB 4096
    128 MB 8192
    256 MB 14336
    512 MB 22528
    1 GB 32768
    2 GB 45056
    4 GB 59392
    8 GB 75776
  2. browser.cache.memory.enable
    Bu ayar cache sistemini açıp kapatıyor. True zaten default (varsayılan) değer false yaparsanız hafıza bu işler için kullanılmıyor. Tabii sayfalar çok yavaş açılmaya başlıyor, çünkü her seferinde herşey internetten tekrar yükleniyor. Pek tavsiye edilmez.

  3. browser.sessionhistory.max_total_viewers
    Grafik ögelerin yanında gezdiğiniz sayfalar da hafızada tutuluyor. Böylece tarayıcının İLERİ - GERİ butonuna bastığınızda anında sayfalar gelebiliyor. Kaç adet sayfanın hafızada tutulacağı bu ögenin değeri ile belirleniyor. Default olarak "-1" olarak ayarlanmış, yani otomatik. Ancak bunu 0 - 8 arası değiştirebilirsiniz. 0 (sıfır) hiç sayfa tutma demek, 8 sekiz sayfa tut demek vb.
Çok zorda iseniz yukarıdaki değerlerle oynayıp deneme yapabilirsiniz.

Bir çok sitede Firefox'un bu hafıza sorununa çözüm olarak aşağıdaki yaklaşım önerilmiş. Ancak bu yaklaşım hafıza kullanımını sanal olarak azaltıyor. Yani, hafızadaki bilgileri hard diske yazıp oradan işlemlere devam ediyor ki pek de sağlıklı bir çözüm değil. Zira zamanla hafıza tekrar şişiyor. İşte o çözüm:
  1. Adres satırına about:config yazıp entera basın
  2. Sayfanın herhangi bir yerine sağ tıklayıp New -> Boolean seçin
  3. Çıkan pencereye şunu yazıp entera basın: config.trim_on_minimize
  4. Şimdi True'yu seçip entera basın
  5. Firefox'u yeniden başlatın
Bu işlemi yaptıktan sonra Firefox penceresini her minimize ettiğinizde hafızadaki bilgiler hard diske yazılacak ve doğal bir sonuç olarak hafıza kullanımı 10 MB civarına düşecek. Pencereyi tekrar maximize ettiğinizde hafıza kullanımı yeniden artacak ancak eskisi gibi yüksek düzeyde olmayacak. Ben bu yaklaşımı önermiyorum.

Firefox'un ne kadar hafıza kullandığını görün:

Tarayıcının şu andane kadar hafızayı ne için kullandığını hemen görmek için aşağıdaki satırı adres çubuğuna yazıp entera basın:

about:cache?device=memory

Hafıza sorununa kesin çözüm:

RAMBack isimli bir Firefox eklentisi (add on) mevcut bu eklentiyi hemen kurun. Bu eklenti Araçlar menüsü altına CLEAR CACHES şeklinde bir menü ekliyor ve hafızayı manuel temizliyorsunuz. En mükemmel ve kolay çözüm bu gibi görünüyor.

Eklentiyi indirebileceğiniz adres: https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/5972

Testin sonucu: Yazıyı bitiridiğim zaman hafıza 124.900 KB olmuştu. Clear cache çalıştırma vakti geliyor :)

Gökkuşağının bittiği yer.

İnternette hayat gerçekten bir garip. İnsan neyle ne zaman karşılaşacağını bilemiyor. Kim derdi ki gökkuşağının bittiği yeri bir gün internette göreceğiz. Hiç de düşündüğünüz gibi bir dağın arkasında veya periler ülkesinde bitmiyormuş. Meğerse otobanın ortasında arabaların arasında bitiyormuş. Pluton'un gezegenliğinin iptal edilmesinden sonra aldığım en kötü haber :)

Buyrun size gökkuşağının bittiği yerin fotoğrafı.


Image Hosted by ImageShack.us

Fotoğrafı çeken arkadaşların web sitesini de görmek isterseniz bu linke tıklayın

Cep telefonu kayıtlarını Google ile yedekleyin

Google 9 Şubat 2009'da yeni bir servisi hizmete soktu. Bu hizmetin adı "Google Sync", yani Google Senkronize. Bu servis ile iPhone, BlackBerry, Symbian veya Windows Mobile işletim sistemli telefonunuzu Google Contacts ve Google Takvim ile senkronize edebiliyorsunuz.

Google Sync, Microsoft Exchange Server kullanarak adres bilgilerinizi ve bütün takvim hareketlerinizi (randevular, hatırlatmalar vb) cep telefonunuz ile senkronize edip güncelliyor. Yani, telefonunuza bir isim girdiğinizde bu isim Google'daki adres defterinize de işleniyor veya Bir randevu girdiğinizde bu randevu aynı anda Google Takvim'e de işlenmiş oluyor. Tabii bu işlem aynen tersi için de yapılıyor, internetteki hesabınıza eklediniz bir kontakt veya randevu telefonunuza da işleniyor.

Şu anda Google'ın sitesinde bu servisi kurmak için gerekli talimatlar mevcut. Bu servis iPhone, BlackBerry, Nokia S60, standart Nokialar, Sony Ericsson ve Windows Mobile işletim sistemli tüm cihazlara kurulabiliyor.

Google'ın bu servis ile ilgili blog sayfasına bu linkten ulaşılabilir.

Google Sync tanıtım videosu ise aşağıda izlenebilir.




10 Şubat 2009 Salı

Microsoft ücretsiz alan adı ve hosting (sunucu hizmeti) veriyor.

Microsoft, Office Live Small Business servisi altında web hosting servisi sunuyor. Bu servis size, müsait olan .com, .net, .org, veya .info alan adlarından seçtiğiniz birini ücretsiz olarak veriyor ve ek olarak sunucu servisinizi, e-maillerinizi ve iş yönetim araçlarını kullanımınıza sunuyor. Ve bütün bu servislerin ücreti 0$!

Ama tabii hayatta hiç bir şey bu kadar mükemmel olamaz değil mi? Doğal olarak bu da mükemmel değil. Ücretsiz servis 1 yıl için geçerli. Yıl sonunda 15$ gibi bir ücretle servisi almaya devam edebiliyorsunuz. Bence gayet iyi bir servis ve fiyat. Küçük işletmelerin yanında kişisel olarak da rahatlıkla kullanılabilir.

Konu hakkında Microsoft'un hazırladığı bir video tanıtım var. İngilizce olan bu videoyu bu linkten seyredebilirsiniz.